موقع اممي ثوري ثقافي مناهض للامبريالية ومناصر لقضايا الشعوب حول العالم.

Şair Ahmet Telli: Saldıranlar polis kontrolünde geldiler

105
image_pdf

Hacettepe Üniversitesi’ndeki söyleşide faşist bir grubun saldırısına maruz kalan Şair Ahmet Telli, üniversite’den ayrılırken polise denk geldiğini ve saldırganların polis kontrolünde geldiğini söyledi. 

Hacettepe Kitap Topluluğu’nun davetiyle 20 Aralık’ta Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde, “Cumhuriyet Döneminde Edebiyat” konulu söyleşinin konuğu olan şair Ahmet Telli, toplanan faşist grubun tehdidine maruz kalmıştı. Telli, Mezopotamya Ajansı’ndan Berivan Altan’a üniversitede yaşadıkları ve toplumda artan linç kültürüne dair konuştu. Prensip olarak üniversitelerin yönetiminden izin almadan etkinliklere katılmadığını belirten Telli, şunları söyledi: “Hacettepe Üniversitesi Sıhhiye Kampüsü’nde Tıp Öğrencileri Kitap Kulübü’ndeki öğrenciler benden talep ettiklerinde bu söyleşiyi, izin almalarını söyledim. Onlar da üniversite yönetiminden izin aldılar. Kırmızı Salon’da bir saatlik bir söyleşi için gittim. 15.30’da başlayan söyleşi keyifli geçti. Öğrencilerle hem benim şairliğim hem de Türkiye’deki şairlik üzerinden keyifli bir söyleşi yaptık. Söyleşinin 55’inci dakikasında bölüm sekreteri içeri girerek, ‘dışardakileri tutamıyorum. Boşaltmanız gerek’ dedi. Önce ne demek istediğini anlayamadım ama öğrencilerin tedirginliğinden anladım ki bir hareket var. Salonu boşalttık.”

‘Demek ki polis kontrolünde geldiler’ 

Kendisini dinlemeye gelen öğrencilerin katlara çıktığı ve tek başına okul dışına doğru hareket ettiğini belirten Telli, “Çıkış kapısında biriken topluluğun üzerine doğru yürüdüm, herhangi bir taksiye binmek için. Aralarından geçerken ikiye ayrılıp, bana yol verdiler. Aralarından geçtim, 3-5 adım atmadan başladılar slogan atmaya ‘Katil devlet diyordun. Devlet biziz. Hacettepe sana mezar olacak’ gibi sloganlar attılar. Taksiye ulaşmam için 150 metre yürümem gerekiyordu. Ağır ağır arkama bakmadan yürüdüm. Taksiye bindim. Taksiye binerken, arkamdaki grup hala slogan atıyordu. Kızıl sakallı bir delikanlının titrediğini gördüm. Taksiye binerken baktığımda polis gördüm. Demek ki polis kontrolünde geldiler” şeklinde aktardı. Telli, ırkçı grubun aralarından yürümesini “O an çok önemli belki bir öykünün konusu bile olabilir. O anı hiç unutmuyorum” diye anlattı.

‘Böyle bir bir durumla ilk kez karşılaşmıyorum’

“Eğer deneyimsiz bir kişi olsaydım panikleyebilirdim” diyen Telli, şöyle devam etti: “Ama böyle bir durumla ilk kez karşılaşmıyorum. 1980 öncesi bir çok kez bu ülkücüler tarafından tehdit edildiğimi ve yoklandığımı biliyorum. Birinde Kırıkkale’de çok güzel bir dayak yemiştim. Diğerlerini savuşturmuştum. O an sakindim çünkü onların hiçbir şey yapamayacaklarını, orada toplama bir grup olduğunu hissetmiştim. Onların bir çoğu muhtemelen beni tanımıyordur. Çıkış kapısına doğru yürürken birbirlerine baktıklarını gördüm. ‘Bu mu’ diye bakıyorlardı. Belli ki tanımıyordu bir çoğu. Beni tanıyan önderlerinden bir ikisi vardı. Onları da toplayan bunlardı muhtemelen.”

‘Toplumsal vicdan olmaz bireysel vicdan olur’

Söyleşide bir öğrencinin de kendisine “Toplumsal vicdan nedir” diye sorduğunu aktaran Telli, “Ben de dışarı çıkmadan ‘Toplumların vicdanı yoktur. Toplumların linç kültürü vardır. Vicdan bireyseldir’ dedim. Bunu söyledikten 15 dakika sonra bu durumla karşılaştım” dedi. “Toplumda sadece vicdanlı insanlar vardır” diyen Telli, ekledi: “Bu ülkede Ermeni katliamı olurken toplum neredeydi? O vicdan neredeydi ya da Dersim’de katliam olurken o toplumsal vicdan neredeydi? Toplumsal vicdan olmaz. Bireysel vicdan olur.” Telli, linç kültürünü yaygınlaştıran iki önemli nedenin siyasal söylemde egemen olan ötekişleştirme ve dinci kültür olduğunu belirterek, “İnanç ise bilmeme isteğidir. Bütün inançlar bilmeme isteğine dayanır. Bu bakımdan bilmiyorsan bir başkasının duygusuna teslim olursun, bir başkasının duygusunda eğer vicdanı yoksa o da kişiye öldürme kültürü verir. Güruh olunca da bu linçe gider” dedi. Telli, “Bakın olaydan sonra twitter hesaplarına baktım ve benim ‘Kürt mücadelesi bizi kurtaracaktır’ şeklinde cümlemin olduğunu yazmışlar. ‘Kurtaracaktır’ lafını hiç etmedim. Kürt mücadelesini önemserim o başka mesele ama ‘kurtaracaktır’ benim cümlem değil. Söylemediğim bir cümleyle daha etkili, daha vahşi duyguların oluşmasını düşünmüşler. Ötekileştiren siyasal söylem elbette egemen şu anda. Bu da daha çok linç kültürünü alevlendiriyor” ifadelerinde bulundu.

‘İnsan, insana dokundukça insandır’

“Toplumdaki kutuplaşmayı kine ve nefrete dönüştürmesinler isterim” diyen şair Telli, “İnsan, insana dokundukça insandır. İnsan insanın gözlerine baktıkça güzelleşir. Bundan uzak durmamak gerekir” ifadesinde bulundu. Telli, son olarak şunları ekledi: “Hakikat o ki karşılaştığım olaydan sonra da gördüm, dünyanın dört bir tarafından bana destek yağdı. Bu da şunu gösteriyor ki aslında benim, bizim yalnız olmadığımız. Bu itirazlar aslında altta yatan sessiz bir yer altı ırmağıdır. Önemli olan iyi bir örgütçü bu sessiz ırmağı, ‘ben de buradayım’ diye parmak kaldıranları bir araya getirip, örgütleyebilmesidir. Bunun için öncü örgütleyiciler gerekir. Örgütleyici güçler, gelişen bu itiraz parmaklarını bir araya getirecekler bu işi yaparlar.”

Kaynak: Mezopotamya Ajansı

image_pdf
قد يعجبك ايضا

اترك رد

لن يتم نشر عنوان بريدك الإلكتروني.